Konuşmasına Gürcistan'da düşen askeri kargo uçağında yaşamanı yitiren askerler ve Hırvatistan'daki uçak kazasında hayatını kaybeden pilot Hasan Bahar'ı anarak başlayan Bahçeli, ailelere baş sağlığı diledi.
Gürcistan'da düşen C-130 tipi uçağın neden düştüğüne ilişkin araştırmaların yapıldığına dikkati çeken Bahçeli, resmi olmayan açıklamaların spekülasyon niteliği taşıdığını belirterek, "'Askeri kargo uçağımız düştü mü yoksa düşürüldü mü?' sorusunun cevabı elbette belirlenecek, ona göre bir eylem planı olacaktır" dedi. Bahçeli, gerekli incelemelerin sonucunun beklenmesi gerektiğini kaydetti.PKK'NİN SİLAH BIRAKMA SÜRECİ
Devamla, PKK'nin silah bırakması ve feshi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, sürece zarar vermek isteyenler olduğunu söyleyerek bu süreçte dikkatli olunması gerektiğini söyledi."Türk milleti kalıcı bir bahar havasına kavuşacaktır" diyen Bahçeli, "Niyet hayırlı, netice de hayırlı olacaktır. Herkesin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi yegane dileğimizdir. Hep dediğimiz gibi her şet Türkiye içindir" şeklinde konuştu.
"İMRALI'YA GİDİLMESİNE AYAK SÜRÜLMESİNİN MANASI YOK"
Türk devlet felsefesine hangi açıdan bakılırsa bakılsın, milletin devlet, devletin de millet olduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti: "İkisini birbirinden ayırmak yanlıştır. Bu nedenle 'Terörsüz Türkiye' hedefi milletin sarsılmaz, sakatlanamaz politik gayesidir."Süreç komisyonunun artık son düzlüğe girdiğini söyleyen Bahçeli, "Bundan sonra İmralı'ya gidecek heyetin tespitinin yapılması da muhtemeldir. İmralı'ya gidilmesi tartışmalarına nokta konulmalıdır. İmralı'ya gidilmesine ayak sürülmesinin bir manası yoktur. Hiç kimse bu ziyarete yanaşmayacaksa alırım yanıma 3 arkadaşımı İmralı’ya gitmekten gocunmam, bir masa başında yüz yüze gelmekten imtina etmem. Mertçe özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" dedi.Devamla grup toplantısında bulunanlara hitaben Bahçeli, "Milletvekili arkadaşlarıma, dava arkadaşlarıma, burayı şereflendiren dava insanlarımıza sesleniyorum, İmralı’ya gitmeme izin veriyor musunuz?" diye sordu. Sorunun ardından grup sıralarından alkış yükseldi, Bahçeli "Sağ olun" diyerek karşılık verdi.
İBB İDDİANAMESİ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkında hazırlanan iddianameye değinen Bahçeli, "İddianamenin karalanması CHP'ye bir şey kazandırmayacaktır. Bu konuda 2 beklentimiz vardır. Birincisi; yargılama hızla tekâmül ettirilmeli, siyasi kuşatmaya alınarak tartışılmasına daha fazla müsaade edilmemelidir. Geciken adaletin adalet olmayacağı ortadadır. İkincisi; daha önce de vurguladığım gibi yargılama başta TRT olmak üzere tüm televizyonlardan canlı yayınlanmalıdır" diye konuştu.Bahçeli, şöyle devam etti: "İddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim. Bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk'ün kurduğu CHP adına ekosistem denilen mafyalaşmış bir oluşum tarafından bedeli mukavilince satın alınmıştır. Zanlılar bellidir. CHP yönetimi milletimizin verdiği vergileri gasbederek siyaset operasyona alet etmişlerdir. Emeklilerimizin parası CHP'nin para kulelerindedir. Bunun adı hortumculuk değil yüzyılın soygunudur."
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:"Tam bir hafta önce hepimizi yasa boğan, milli yürekleri acıyla dağlayan, gözyaşlarını sel olup akıtan elim bir uçak kazası yaşadık. Türk Silahlı Kuvvetler envanterine kayıtlı C-130 tipi bir askeri kargo uçağımız, 11 Kasım 2025 tarihinde Azerbaycan’ın Gence şehrinden Türkiye’ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında maalesef düşmüştür.Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Bayramı Günü münasebetiyle uçuş yapan F-16’ların bakım ekibinin yanı sıra uçağın mürettebatıyla beraber 20 kahramanımız görev dönüşünde şehadete yürümüşlerdir. Gerçekten de üzüntümüz taşkın ve tarifsizdir. Yirmi kahraman şehidimizin her birisine, ayrıca Orman Genel Müdürlüğü’nün Hırvatistan’da düşen uçağında şehit olan görevli pilotumuz Hasan Bahar’a Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum; muhterem ailelerinin, mesai ve silah arkadaşlarının, elbette büyük Türk milletinin başı sağ olsun diyorum.
"BÜTÜN İHTİMALLER İNCELENECEK"C-130 tipi kargo uçağımızın nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesi kuşkusuz aydınlanacak, bütün ihtimaller dikkatten ve gözden kaçırılmadan incelenecektir. Kaldı ki talep ve beklentimiz de budur. Fakat şu hususu da söylemeden geçemeyeceğim;Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir.Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cehil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır. Arama kurtarma çalışmaları yapılıyorken bile milletimize devamlı yalan yanlış malumatları servis edenlerin insanlıklarından dahi şüphe duyulmalıdır.
Esasen amaç üzüm yemek değil bağcıyı zorda bırakmaktır. Kara günümüzde, acının en ileri derecesinde, şehitlerimizin ocaklara düşen ateşinin hepimizi yaktığı bir dönemde spekülasyon değirmenine su taşıyanlar, neredeyse kesin hükme varanlar Türkiye aleyhtarı çevrelere kuklalık yapmak dışında bir işe yaramayan utanmazlardır.Askeri kargo uçağımız düştü mü yoksa düşürüldü mü? Sorusunun cevabı, ya da düştüyse buna neden olan amillerin nelerden ibaret olduğu, yok eğer dış bir müdahaleyle düşürüldü ise fail mihrakların hüviyetleri elbette belirlenecek, ona göre de bir eylem planı inanıyorum ki temin ve tertip edilecektir.Zorlu ve sıkıntılı günleri devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskeleri ümit ediyorum ki indirilecektir. Devletimize güven ve itibar asıldır.
Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır. Allah’tan niyazım, milletimizi ve devletimizi görünür görünmez kaza, bela ve her türlü afetten sonsuz kudretiyle muhafaza etmesi, rahmet ve himayesini üzerimizden esirgememesidir.""GEÇMİŞTEN PİŞMANLIK, GELECEKTEN DOLAYI DA ENDİŞEMİZ YOK"
Türkiye, birbirine eklemlenerek ilerleyen güçlü adım ve atılımlarla feleğin çemberini kıracak, yeni yüzyıla Türk milletinin mührü vurulacaktır. Geçmişten duyacağımız bir pişmanlık, gelecekten dolayı da herhangi bir endişemiz yoktur ve olmamalıdır.Kültürel zenginliğimiz, sosyal sermayemiz, beşeri cevherimiz, ekonomik direncimiz, politik mukavemetimiz, demokrasi müktesebatımız, diplomatik enginliğimiz, hepsinin de fevkinde milli birlik, kardeşlik ve dayanışma kararlılığımız ülkemizin mukayeseli ve stratejik üstünlüğünü resmetmektedir.
Karamsarlığı devamlı ve sistemli biçimde aşılayanların önünde iman ve irade kuvvetimizle durmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Daha iyi, daha huzurlu, daha güvenli, daha kaynaşmış, daha kucaklaşmış, daha müreffeh, daha gelişmiş ve çok daha yükselmiş bir Türkiye tablosu hepimizin ortak sorumluluğudur.Bu mühim sorumluluğun icrası ve ikmali hususunda elimizden geleni yapmakla tarihe ve millete karşı önşartsız vazife üstlenmiş haldeyiz.Korkuları canlı tutmak, iyimser havayı zehirlemek, umutları köreltmek, ön yargıları sürdürülebilir şekilde kışkırtmak için yeni mevziler arayan, uçurumlarla çevrili yolların temelini kazan kifayetsiz muhterislere karşı azami dikkat etmek zorundayız.
PKK’NİN SİLAH BIRAKMA SÜRECİ
Terörsüz Türkiye hedefi, son yüz yıl içinde yakaladığımız en önemli ve tarihi fırsatlardan birisi, belki de birincisidir.Bu kapsamda ülkemizin makus talihi değişecek, üzerimizde hesap yapan menhus ve menfur emeller boşa düşecek, Türk milleti göz alıcı ve aynı zamanda kalıcı bir bahar havasına kavuşacaktır. Terörü siyasi nema olarak kullanan, sözde vatansever ve milletsever pozlar veren fesat ve nifak yuvaları Allah’ın izniyle çöküp gidecektir.Niyet hayırlı, inşallah netice de hayırlı olacaktır. Suyu bulandırmaya çalışanların suçlayıcı ve küstah siyasi tavırları milletimiz nezdinde hükümsüz ve itibarsızdır.
Bir devlet politikası haline gelen terörsüz Türkiye hedefini baltalamak için devreye giren, iyi kisvesiyle dalavereye heves eden siyasi devşirmelerin, devlet-millet kenetlenmesini anlayacak kadar akli ve fikri seviyeleri elbette yoktur. Türkiye’nin bugünkü hassas ve nazik döneminde herkesin sorumluluk ruhuyla, uzlaşmaya yatkın davranış kalıbıyla ve üslup saygınlığıyla hareket etmesi yegane dileğimizdir."İMPARATORLUKTAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE GEÇİŞ KÖPRÜSÜ TBMM’DİR"
Hep dediğimiz gibi, her şey Türkiye içindir. 'Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' anlayışı bizim siyasetimizin ana omurgasıdır. Tarihin sararmış ve solmuş yapraklarından, araya araya bulup çıkardığımız nice acı veya parlak hatıranın ivmesiyle istikbalin yol haritasını çizmenin, istiklalimizi ve milli varlığımızı canımız pahasına korumanın derdindeyiz, peşindeyiz.Tarih, geçmiş olayların pul koleksiyonu yapar gibi toplanmasıyla sınırlı gösterilemez, böylece de takdim ve teşhir edilemez. Yayı ne kadar geriye çekersek oku o denli uzağa atmamıza benzer şekilde, ne kadar geriye bakarsak, o kadar uzağı görmemiz kaçınılmaz bir hayat ve tarih gerçeğidir.
Bildiğiniz üzere, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş köprüsü TBMM’dir. Hazırlık ve mayalanma dönemi ise kongreler marifetiyle, yani demokratik yollarla icra edilmiştir. Silah, siyaset ve stratejiye tutunmuştur.Aşağıdan yukarıya doğru yükselen bir seçim, temsil ve vekalet ağı üzerine kurulu bulunan ve katılımın esas alındığı kongre hareketleri Osmanlı İmparatorluğu’nun içine düşmüş olduğu derin bunalımın ancak demokrasi ile çözülebileceğini göstermiştir.Kısaca temas etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti bir demokrasi zaferi, mücadele bereketi, muazzam bir halk hareketidir. Millet, devleşmiş, devletleşmiş, müstevli akınlarını devirmiştir. Anlatmak ve açıklamak istediğim özetle şudur: Türk devlet felsefesine hangi açıdan bakarsak bakalım, devlet millettir, millet de devlettir. Devlet, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.İkisini birbirinden ayırmak, ayrı ayrı değerlendirmek, zaman zaman da çatıştırmak fahiş bir yanlış olmanın yanı sıra, devlet umurunu ve onurunu hazmedemeyen nevzuhur demokrat yobazların handikap ve hüsranıdır.Bu nedenle 'Terörsüz Türkiye' hedefi mahut ve malum bir devlet politikası olduğu kadar milletin sarsılamaz, sakatlanamaz politik ve demokratik gayesidir.



